Ağrı’dan Gozde - Weblog Yazısı - 2

Dün çalışma bölgemize gelen toprak ağası bizden projeyi durdurmamızı ve gemiyi kendi köyünün sınırları dahilinde bulunan bir başka bölgeye taşımamızı istedi. Elime uzattığı kartvizitin üstünde “Ağrı Dağı'nın sahibi” yazıyor. Korkusu ise gemiyi yerleştirmeyi planladığımız bölgenin popüler bir tırmanış rotası haline gelmesi, dağ turizminin yönünün onun topraklarının olduğu bölgeden geminin olduğu tarafa kayması. Derdimizi anlatmaya çalışırken birden telefona sarılıyor, Ağrı'lı bir milletvekilini arıyor, konuşmaya başlıyorlar ve telefonu bana uzatıyor. Neyse ki milletvekili sağduyulu bir adam, birkaç dakika sohbet ettikten sonra birbirimizi anlıyoruz, iyi dileklerden sonra telefonu kapatıyoruz ve ağayla tartışmaya devam ediyoruz. Bu tartışma bir saat kadar devam ediyor ve belgesel ekibi tarafından filme alınıyor. Konuşmada herhangi bir ilerleme kaydedemeyince ağa tekrar geleceğini söyleyerek adamlarını alıp yanımızdan ayrılıyor.
Bu tartışmadan sonra rahatlamak amacıyla çayımı alıp internet için hazırladığım günlüğümü yazmaya başlıyorum, bitiriyorum ve internete ulaşmak üzere Doğubeyazıt'a doğru yola çıkıyorum. Günün çoğu Doğubeyazıt'ta küçük bir internet cafe'de elektriklerin gelmesini bekleyerek ve kamp için ihtiyacımız olan malzemeleri arayarak geçiyor. Yarın sabah erkenden atlarla birlikte yola çıkacağız. Kampta uyuma çadırları hariç 4 büyük, 2 de daha büyük çadır olacak. Elli kişilik bir kamp organize etmeye çalışıyoruz, dolayısıyla alışveriş uzun sürüyor. Biz Doğubeyazıt'tayken gemi ekibi de dağda, geminin yerleştirileceği bölgeyi düzenlemekle meşgul.
Akşam yemeğinde iki yeni misafirimiz var. Michael Alman, yirmili yaşlarının başında ve Almanya'da gemi yapımı üzerine uzmanlaşmış. Manuel ise çalışmayı belgelemek üzere gelen bir fotoğrafçı / gazeteci.
Yemekten sonra tüm ekip, gazetecilerle beraber bir toplantı yapıyoruz. Pazar gününden itibaren bizi nelerin beklediğini, nasıl organize olacağımızı tartışıyor, işbölümü yapıyoruz. Toplantının en hararetli yerinde Oğuzhan elinde, üzerinde mumlar ve maytaplar olan kocaman bir pastayla geliyor ve tüm ekip doğumgünü şarkısı söylemeye başlıyor. Gerçekten çok şaşırıyorum, bugün doğum günüm olduğunu tamamen unutmuşum. Şaşkınlıktan ve utançtan kıpkırmızı oluyorum, bu kadar işin arasında bu organizasyonu nasıl yaptıklarını anlamaya çalışıyorum. Herkese tek tek sarılıyorum ve pastayı kesiyorum. Yorgunluk pastamızı keyifle yiyoruz, keyifle çaylarımızı içiyoruz. Yarın zor bir gün olacak cümleleri ediliyor ve insanlar odalarına çekiliyor.
Bugünün programı ağırlıklı olarak dağdaki kampı organize etmeye dayalı. Bugün çadırlar kurulmaya başlanıyor. Kamp yarın sabah, biz yola çıkmadan önce hazır olacak. Büyük gün ise yarın. Sabah erkenden atları hazırlamamız, tüm malzemeleri yüklememiz ve yola çıkmamız gerekiyor. Benim de bir an önce kendime bir uyku tulumu bulmam lazım...

Yorumlar
Merhaba,
Oradaki tüm ekibe kolay gelsin dilkelerimizle... Ankaradan Özel Ceceli Okulları Küresel Isınma Grubundayım. Gemi inşaatını Greenpeace ten Ankara gönüllüsü Meriç ve Gülnur'dan öğrenince çok heycanlandım. Ve küresel ısınma grubu öğrencilerimle Ağrı da geminizi ziyaret etmeyi çok istiyorum..
Tüm ekibe kolay gele...
Posted by: Hülya KOCA | May 14, 2007 11:04 AM
Ağrı dağının sahibi olan ağaya şu notumu iletir misiniz lütfen?
'Eğer o gemi ve o gemi gibileri yapılmazsa,ne ağrı dağı kalır yakında ne de o dağa ağalık yapacak insanlar.'
sevgi ve barış sizinle olsun.
Posted by: Cenk Kocaemre | May 23, 2007 8:48 PM