Rainbow Warrior'dan Elif
Eden-Iskenderiye arasindaki ikinci uzun transit yolculugumuzun sonundayiz. Seyrin ilk 3 gunu korsan gozlemleri devam etti. Bu sefer daha kolaydi her sey: sicaklik, nem orani, deniz trafigi... her sey sakin. gectigimiz pazarrtesi itibariyle gemideki yasam normale dondu, herkes is basina. Guverteciler fiziksel hareketi ozlemis, herkes fazlasiyla verimli calisiyor. Hafta ortasinda deniz fazlasiyla hareketlendi. Korfezde firtina, Gokkusagi Savascisi saga sola ve one arkaya batacika devam ediyor yoluna. Tayfadan iki-uc kisiyi deniz tutuyor. Beni tutmuyor artik, cok mutluyum:) Sadece turun ilk kisa transitinde deniz tutmustu, daha sonrakilerde deniz ne kadar hareketli olursa olsun tutmadi. Denizcilik kariyerimin onemli bir adimi diye dusunuyorum!
Cuma gunu sabah 08.00 sularinda Suveys Kanali'nin girisinde demirliyoruz ve bize kanal boyunca eslik edecek pilot ve acenta gorevlilerini bekliyoruz. Demirlememizin ardindan ilk yarim saat icinde Misir'li kayikcilar akin ediyor gemimize. Daha once Suveys'e gelenler alisik ama tayfanin cogunlugu ilk defa burada ve sasiriyoruz. Hediyelik esya satan, Ingilizce, Fransizca ve Almanca konusabilen (hatta Turkce 'kac para' ve rakkam isimlerini de biliyorlar) kanal tezgahtarlari diye adlandirabilirim bu insanlari sanirim. Bunun disinda gun cuma, yani gemide calisma gunu. Pilotu beklerken, kanal tezgahtarlariyla gemideki gorevli tayfayi muhattap birakiyoruz ve iki botumuzu suya indiriyoruz, cunku temizlik zamani. Dort kadin guverteci olarak iki bota dagiliyoruz yanimizda kaziyicilarla. Yasli kizimiz Gokkusagi Savascisi'nin dibindeki yeni yasam varliklarinin temizlenmesi lazim. Ogle yemegine kadar suyun icinde botta olmak harika ama cok da kolay bir is olmadi bu yosun temizleme isi acikcasi. Emma'yla degismali olarak birimiz botu gemiye yanastirip dalgali denizde onu gemiye yapisik bir sekilde tutmaya calisirken digerimiz elinde kurek ve metal cubuklara bagli kaziyicilarla yosun temizlemeye calisti bizim oldugumuz Novy 2'de. Ertesi gun kollarimin dirsegin altinda kalan bolumundeki kaslar tutulmustu. Dalgali denizde, duran gemiye botu yapisik tutmak, giden gemiye yapisik tutmaktan cok daha zor. Hele yillardir buyuk emekle ustune yapismis deniz yasam varliklarini, bottan sarkarak sokmeye calismak epey yorucuydu ama yine de yarim gunu suda gecirmek iyi geldi. Ogle yemeginden sonra pilot geldi ve daha ileri bir noktaya demir atmak icin bulundugumuz yerden ayrildik. Yeni noktada yine deniz tezgahtarlari. Bu sefer tayfa alisveris modunda. Cok iyi oldugunu dusundugumuz pazarliklarla hediyelikler aliniyor ve herkes umit ediyor ki karaya ciktigimizda buyuk pazarliklarla alinan hediyelikleri, daha ucuza bulmayiz! Aksam hareketle Suveys Kanali'na dogru seyir.
Cumartesi sabah kamaranin penceresinden colun ortasinda seyrettigimizi goruyorum! Uyanamadim herhalde diyerek kahvaltimi yaptiktam sonra sabah temizligine basliyoruz. Herhalde bu beni uyandirir: keskin sirke kokusuyla tuvalet temizligi. Temizlik sonrasinda guverte islerine baslamak uzere disari cikiyorum. evet, colun ortasinda seyrediyoruz. Tayfanin cogu aval aval bakiyor benim gibi. Gittigimiz suyun iki tarafi col, yani bildigimiz kum yiginlari. Ustlerine de askeri yerlesim alanlari, taburlar yerlestirilmis. Cok tuhaf. Ogleden sonra herkes ftograf makineleriyle kopru guvertesine atiyor kendisini. Colde yuruyerek sohbet eden askerlerin fotografini cekerken ezan sesi duyuyorum. Kanal kiyisinda bir col camii. Ufak sandallar geciyor yanimizdan, ama aksi yone dogru. Ruzgar karsidan geliyor ve naylonu tahtaya cakarak yaptiklari yelkencikleriyle kurek cekmeden seyrediyorlar. Gunbatimi saatinde isik da harika. Guzel kareler yakaliyoruz.
Bugun sabah 09.00 gibi kanaldan ciktik ve Iskenderiye'ye dogru ilerliyoruz. Tahmini olarak yarin aksamustu Iskenderiye acigina demirlemis olacagiz. Bakalim Misir'da gunes nasil batiyor...

Yorumlar
Anladığım kadarıyla bu hatırat tarzı yazıların devamı gelecek. Ve ben -kendi adıma- zevkle okumaya devam edeceğim... Tabii yorum yapmayada...
Sevgilerimle.
Posted by: Kuvvacı HakaN | March 20, 2007 5:51 PM