June 2, 2008

Korku ve sağduyu

Hilal Tarafından

Bir kere yazdım ve her gün yazacaktım. Sonra olanlar oldu.


O sabah altıda kalktım. Erken kalktığım için büyük bir sükûnetle hazırlandım, kahvaltımı yaptım, kahvemi aldım, dışarıya çıktım. Elimde kahve fincanıyla kalakaldım. Çıkar çıkmaz kocaman bir orkinos teknesiyle karşılaştım, bir sürü balıkçı çıkmış bize bağırıp çağırıyorlardı. Sonra bir el silah sesi duydum, daha dikkatli baktım ve bir adamın elinde şimdi size isim olarak tarif edemeyeceğim bir tüfek gördüm. Ama adamın tüfeğiyle nasıl gurur duyduğunu tarif edebilirim. Hiçbir zaman unutmayacağım yüz ifadesini.

Açık söylemek gerekirse iyi ya da kötüye pek inanmıyorum. Burada size biz iyi onlar kötü diye ayırım da yapmayacağım. Ama insan korkarsa saldırır, korkarsa zarar verebilir. Buna inanıyorum.

Hemen aşağıya indim, güvertede olanların dışında hala uyumakta olanlar da vardı.

Sonra telsizle konuşmalar başladı. Banu neden burada olduğumuzu, orkinosların avcılığını neden durdurmak istediğimizi büyük bir sakinlikle anlattı. Bir süre dinler gibi oldular. Konumsalar ve ikna süreci uzadı da uzadı. Banu açıkça dile getirdi, sizler değil size bu balığı tutturanlara sesleniyoruz, diye.

Biz de güvertede “deniz rezervleri şimdi”, “Akdeniz’i koruyoruz” yazan pankartlar açtık. Arctic Sunrise’da herkes sakindi, ama aşçısından mekaniğine herkes mesaj verme zamanımız tam da bu olduğu için güvertedeydi. Diğer taraftan ise bağrışmalar, sataşmalar yükselmekteydi. Çünkü onlar korkuyorlardı.

Balıkçılar da gün gibi biliyor. Orkinos sayısı her geçen gün azalıyor, zaten yumurtlama alanlarında avlanıldıklarından üremelerine bile fırsat bırakılmıyor. Onlar da olsa olsa bu avcılığı ancak birkaç yıl daha sürdürebileceklerini biliyorlar. Ama birkaç yıl uzun zaman. Birkaç yıl daha ekmek yiyecekler, o kadar.

Tek yaptığımız tanıklık etmekti ama sonra sözlü ve kurşunlu saldırılar başladı.

Bence artık bu endüstrinin sahipleri, zavallı balıkçıları veya fırsatçı karakterleri Greenpeace’e yönelik fiziksel ya da düşünsel olarak saldırmak için ön saflara sürmekten vazgeçsin. Onlar da pekala biliyorlar mavi yüzgeçli orkinosların tükendiğini. Kotalar falan meselesi değil bu artık. Sadece Türkiye’nin meselesi de değil. Ama bir kez olsun sağduyulu olalım. Kyoto Protokolü’nü imzalamakta geciktiğimiz gibi gecikmeyelim. Avrupalı kanser biz de olalım mantığından vazgeçelim ve uluslar arası topluma Türkiye’nin sağduyusunu gösterelim. Akdeniz’e sahip çıkıp toplumuyla, hükümetiyle, Tarım Bakanlığı’yla bu katliamın durdurulması için hem de yalnız Türkiye’de değil tüm Akdeniz’de tüm dünyada durdurulması için kocaman bir mesaj verelim. Barcelona’da orkinos endüstrisinin değil, bizlerin başı dik olsun..

Ben şimdi akşam nöbetime gitmeliyim, gemi bundan sonra kaptanımız Pete’e ve bana emanet. Sonra bu güzel gemi nöbetlerini de anlatacağım.


Bunu Paylaş


  delicious  StumbleUpon Toolbar  digg  furl  google  Technorati  - Get Comments on this post via Email



Yorumlar

Kalbimiz sizinle!

bütün kalbimle yanınızdayım sevgiler

Yorum Gönder





Beni hatırla?

(özelleştirmek için HTML etiketlerini kullanabilirsiniz)

SIK KULLANILANLARA EKLE!

Add to any service
Add to any service

Bu Giriş Hakkında

Bu sayfa, yayınlanan blogdan sadece bir giriş içermektedir. June 2, 2008 5:14 PM.

Bu blogdaki son gönderilen; Ben de gemideyim :).

The next post in this blog is Kaptan köşkü.

Tech Details


Powered by
Movable Type 3.33