Kaptan köşkü
Hilal Tarafından
Denize açılalı sekiz gün oldu. İlk günlerde orkinos tekneleri gördüğümüzde ya da botlar denize indirildiğinde çekinerek çıktığım kaptan köşkü artık yavaş yavaş tanıdığım ve akşamları çıkmaya can attığım geminin benim için en gözde mekanı.
Kaptanımız Pete ile akşam 20.00-24.00 arası nöbet tutmaya başlayalı dört gün oldu. Her saat başı makine odasından yemek odasına kadar geminin her tarafını kontrol ediyorum ve Pete’le birlikte bulunduğumuz noktayı haritadan işaretliyoruz. Pete küçük bir çocuk gibi öğrenmeye can atan bana büyük bir sabırla sorduğum her şeyi sabırlı ve yılların sukunetiyle bazen tekrar tekrar anlatıyor.
İlk günlerim açık denize uzun uzun bakmakla geçti. Alabildiğine açık denize uzun yıllarca bakabilme lüksüne sahip olup bu eylemin keyfini çıkaranların ve değerini anlayabilenlerin eninde sonunda filozof olabileceklerini düşündüm. Aynı gün, nöbet için ilk defa yukarıya çıktığımda Pete sessizce oturmuş düşünüyordu.
“Aklımda bir düşünce var. İstersen lumboz kenarına oturup bekleyebilirsin dedi.” İşte, tam da o filozof edasıyla.
Hesaplamış Pete, tüm denize açılmaları ve tüm nöbetleri ve tamı tamına iki yılını denize bakarak geçirdiğini. Tüm yaşamın iki yılı. İlk aklıma gelen tüm yaşamın kimbilir ne kadarını uyuyarak geçirdiğimizdi ve bir yerlerde Pete, balinaların avlanmasını engellemek üzere, kimi zaman kaplumbağalar için, kimi zaman da orkinos teknelerini bulmak için çıkılan uzun yolculuklarda denizi gözetliyordu. Rüya görmek elbette iyidir ama görmek için bakmak, baktıkça görmek daha iyi.
Bu nedenle Pete’in üzerine yılların güzelliği çökmüş.

Yorum Gönder