15 Ekim Blog Hareket Günü
Şu ana kadar toplamda 3.8 milyon okuyucuya hitap eden yaklaşık 6000 blogcu harekete katıldı. Bu hareket dünyada sibereylemin ulaştığı nokta açısından çok önemli. Teknoloji bizi her geçen gün biraz daha siber ortama itiyor. Bu bazen insanları pasivize edebiliyor. Bazı iddialara göre, internet insanları asosyal yapıyor.
Bu hareket, sanal dünyanın gücünü göstermek açısından oldukça önemli. En güzeli de, seçilen konunun "çevre" olması. Şimdiden yaklaşık 4 milyon insanın 15 Ekim günü çevre konulu bloglar okuyacağını düşündüğümüzde, güçlü bir etki yaratılacağı kesin. Bu noktada blogcuların çevre konulu yazılarında, konuya nereden bakacakları önem kazanıyor. Düşünün bir kere, 15 Ekim günü Türkiye'deki bütün blogcular Başbakan Erdoğan'dan Kyoto Protokolü'nü imzalamasını talep etse nasıl bir etki yaratırız? Ben, hepinizi 15 Ekim Blog Hareket Günü'nde Başbakan Erdoğan'dan insanlık tarihinde karşılaşılmış en büyük felaket olan küresel iklim değişikliğine karşı Kyoto Protokolü'nü bir an önce imzalamasını talep etmeye çağırıyorum.
"Bir gün bütün bloglar aynı konuda yazsalardı neolurdu? "ÇEVRE" Eğer birlik olursak, tartışma konularını değiştirebiliriz. Bu yıl, tüm dünyadan blogcular ilk defa biraraya gelecekler paylaşmak için tartışmak için önermek için sorgulamak için HAREKET için tutkunuz her neyse okuyucunuz her kimse 15 Ekim'de bize katılın tek konu tek gün binlerce ses"


Yorumlar
slm ben yeni uyelerinizdenim blog olayına çk uzagım işallah ögrenicem benimde bu mucadelenizde bir katkım olmasını çok istıyorum bunun için yakında bir girişim yapıcam işallah ve dünyada yaptıklarınızı çok yakından takip ediyorum ve size bir dünyalı olarak teşekkürü bir borç biliyorum mücadelenizde size başarılar dilerim çok yakında beraber olmak dilegiyle ...
Posted by: eray | October 2, 2007 8:29 PM
Kendi blogum 15 Ekim günü bu kutsal amaç için, çevre için düzenlenmiş olacak. Arkadaşlarıma da haber vereceğim, onları teşvik edeceğim. Başarılar Greenpeace.
Posted by: Seda | October 3, 2007 4:26 PM
Ben kyoto protokolunun gelışmekte olan ulkeler için bazı dezavantajları olduğunu duymuştum. Bunun doğruluğu nedir?Bu konu da bizi bilgilendirirseniz çok sevinirim. 15 ekim günü bilgisayar başında bloglarınızı okuyor olacağım. Hepinize başarılar.
Posted by: altan | October 4, 2007 1:35 PM
15 ekim'de blogumda çevreye yer vereceğim.
Posted by: Berk Efe ALTINAL | October 4, 2007 7:52 PM
bu konular hakkında uzun uzun blog yazmak istiyorum
fakat sesimi nasıl duyurabileceğimi bilmiyorum
blog yazmamı önerebileceğiniz bir yer var mı?
teşekkürler
sizinle umut! sizinle gurur duyuyorum!
Posted by: halil gurbuz | October 6, 2007 1:37 PM
ben de destekliyorum
Posted by: şevket | October 7, 2007 10:26 AM
bende burayım destekliyorum 4ayrı blog sayfamda destek olacağım..
Posted by: şevket | October 7, 2007 10:27 AM
Altan'ın sorusuna cevap:
Protokol temelde, gelişmiş ülkelerin 2008-2012 yılları arasında, 1990 yılındaki
toplam salım değerlerinin en az %5 altında salım yapmasını hedeflemektedir. Bu protokolün birinci dönemidir. Yani bu dönemde gelişmekte olan ülkeler sorumluluk almamaktadır. Biz, Greenpeace olarak, protokolün ikinci döneminde çok hızlı gelişmekte olan (örneğin Çin ve Hindistan ki; bu ülkeler yoğun nüfusları ve hızlı kalkınmaları gereği, dünyada en çok salım yapan ülkeler arasındalar) ülkelerin de kısmen sorumluluk almalarını ancak gelişmiş ülkelerin onlara bu süreçte destek vermelerini talep ediyoruz. Türkiye ise bir OECD ülkesi olmasından dolayı EK-1 ülkeleri (anlaşmaya göre sorumluluk alan ülkeler) arasında yer almıştır ancak protokolü sorumluluk alarak imzalamayı reddetmiştir. Bizler 2008-1012 olmasa bile ikinci dönemde Türkiye'nin mutlaka seragazı indirimi yapma sorumluluğu alan ülkeler arasına katılmasını istiyoruz. Çünkü eğer sorumluk almazsa mevcut planlarına göre Türkiye küresel ısınmaya neden olan gazları en çok salan ilk 10 ülkesi arasında olacak. İklimi korumak da özünde yurttaşlarını korumaktır. Türkiye'nin kendisine ABD'yi ya da Avustralya gibi iklim suçlularını örnek almaktansa bir an önce harekete geçmesi, iklim felaketlerinden hali hazırda etkilenen yurttaşlarını korumaya başlaması bir lüks değil zorunluluktur.
Posted by: Pınar | October 11, 2007 11:14 AM
Bu blog dediğimiz, space'de olur mu? yoksa ayrı bir internet sayfasında blog açmak mı gerekir? kısaca nasıl yapacağım? lütfen yardım edin. teşekkürler...
Posted by: no war | October 12, 2007 9:55 AM
no war'a: Tabi, space de olur, facebook da olur. amacımız sesimizi mümkün olduğunca fazla insana duyurmak. herhangi bir portal tabiki olur. hatta bence, mail yoluyla bile insanlara ulaşabilirsiniz.
Posted by: Pınar | October 13, 2007 11:15 AM