Hükümetin Fosil Yakıt Sevdası
Pınar tarafından,
25 Haziran 2007 tarihinde, yani bir hafta kadar önce, İstanbul’da Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü Zirvesi yapıldı. Zirve sırasında Rusya Devlet Başkanı Putin ile Başbakanımız Tayyip Erdoğan tam 45 dakikalık bir görüşme yaptılar. Konu: ‘Güney Akım Projesi’.
Proje, bir İtalyan şirketi olan ‘Eni’ şirketi ile, bir Rus şirketi olan ‘Gazprom’ şirketinin ortaklaşa yürüttüğü, ve Rusya’dan başlayarak, Bulgaristan üzerinden Avrupa’ya doğal gaz ulaştırmayı hedefliyor. Başbakanımız, bu projeden duyduğu rahatsızlığı görüşme esnasında Putin’e iletmiş ve kendisinden Samsun-Ceyhan boru hattına destek vermesini istemiş.
Enerji Bakanı Hilmi Güler ise, yaptığı açıklamalarda, hem ‘Güney Akım’, hem de ‘Burgaz-Dedeağaç’ projelerinden duyduğu rahatsızlığı dile getiriyor. Gerekçe: Türkiye üzerinden Hazar-Avrupa arasında bir hat oluşturan Nabucco projesinin öneminin azalması ve dolayısıyla, Türkiye’nin uluslararası enerji sektöründe, pastadan istediği dilimi alamaması.
Anlaşılan o ki, Başbakanımız ve Enerji Bakanımız, fosil yakıtlara yatırım yapamadıkları için karalar bağlamış durumdalar. Orta Asya’dan bekledikleri ilgili göremedikleri için, şmdi de Orta Doğu’ya ağırlık vermeye çalışıyorlar. Ancak,gel gör ki, orada da Amerika ve İran engelleriyle karşılaşıyorlar.
Bu ne azim? Doğal gaz oradan, petrol buradan. Tabi bir de nükleeri unutmayalım. İnatla kirli, tehlikeli, yenilenemeyen, sürdürülemeyen enerji sevdalarına devam. Türkiye gibi; yılın 365 günü güneş gören, dört taraftan rüzgar alan bir ülkede neden hala ısrarla doğal gaz için, petrol için, nükleer enerji için çabalıyoruz? Türkiye, enerji konusunda komşularına muhtaç bir ülke değildir. Güneş, rüzgar, jeotermal açısından oldukça zengin bir ülke. Çocuklarımıza temiz ve güvenli bir ülke ve dünya bırakmak elimizdeyken, neden hala komşularımızdan petrol ya da doğalgaz dilenmek zorundayız? Kirli enerji sektöründen rant kazanmaya çalışan hükümet, bunun yerine, temiz ve yenilenebilir enerjiye yatırım yapsa, geleceğimiz için çok daha iyi olacak. Böylece küresel ısınmaya katkı sağlamak yerine, onu önlemiş de oluruz.
İlgili Raporlar:
İklim değişikliğiyle ilgili çalışmalarımıza destek vermek için lütfen tıklayın!

Yorum Gönder