May 30, 2007

Çernobil Nükleer Santrali - Uzaklık: 1500 km

Açılışa 2 gün kala; marangoz kardeşler tam hız çalışmakta, yağmur çiseliyor dışarda, ben çadırda yana yana blog yazıyorum. Rainer ve Sergej ile yaptığım röportajı deşifre edip, toparlamak 2 saatimi alıyor. Konu: Çernobil...

Rainer, projedeki usta marangoz. Projeyi duyduğunda hiç düşünmeden kabul etmiş. “Maceralara ve meydan okumalara bayılıyorum” diyor, “Projeyi duyduğumda, elimdeki bütün işleri bırakıp hemen kabul ettim.” Rainer Greenpeace’in aktivitelerini medyadan hep takip ediyormuş. Yaşadığı eyalet Wendland’de bulunan 30 yıllık nükleer atık deposuna, sayısız bağımsız eylem yapmış arkadaşlarıyla. Bu eylemler sırasında, Greenpeace’in eylem tekniğini örnek alıyorlarmış. Bir keresinde, yaptıkları eylemde, depoyu koruyan 30,000 polisle karşı karşıya kalmışlar. “Wendland direnişinden bir süre sonra ayrıldım. Çünkü, artık, bir şeye direnmenin onu durdurabileceğine inanmıyordum. Bir şeyle durmadan savaşmak, ona enerjini akıtmak, sadece onun büyümesini sağlıyor. Bu yüzden, evren beni bu direnişten uzaklaştırdı. Bu gemi benim için iyi bir örnek.” diyor Rainer ve ekliyor “Burada bir şeye karşı savaşmıyoruz. Aksine, insanlara pozitif bir mesaj veriyoruz. İnisiyatif alıyoruz ve politikacıların bize ne yapmamız gerektiğini söylemelerini beklemek yerine, enerjimizi iyi bir şeye kanalize ediyoruz. Wendland’daki direnişte, sadece ailemizde değil, sosyal alanda da yetişkin olmamız gerektiğini öğrendim. Yani, sürekli ailelerinden bir şeyler isteyen çocuklar gibi, politikacılardan durmadan bir şeyler talep ediyoruz. Onlar yeterince eğitimli değiller bu konularda. Eski kafalılar.”

Rainer ve Sergej, 16 yıl önce Beyaz Rusya’da tanışmışlar. Sergej, Çernobil faciasından 1 ay sonra okumak için Beyaz Rusya’nın Minsk şehrine gitmiş. 5 yıl sonra, bölgede, Almanlar tarafından, kazazedelerin barınması için bir ev yapım projesi başlamış. Sergej de bu projeye tercüman ve marangoz olarak katılmış. Rainer ise, bu proje için Almanya’dan gelen 43 marangoz grubundan birinde yer alıyormuş. Bu sayede tanışmışlar.

Projeyle ilgili olarak, Rainer ve Sergej farklı düşünüyorlar. Rainer başlangıçta projeden çok etkilenmiş. Fakat sonraları fikri biraz değişmiş; “Almanlar, ‘kalifiye olmayan Ruslara iyi teknoloji götürüyoruz’ diye düşünüyorlardı. Oysa ki, bu doğru değildi. Ruslar da ev yapıyorlardı, hem de iyi evler. İnsanlara yardım ederken, kibirli olmamamız gerekir” diyor Rainer. Sergej ise aynı fikirde değil. Ona göre, Almanların Beyaz Rusya’ya gelerek yardım etmesi, II. Dünya Savaşı sırasında Rus insanlarının kafasında yarattıkları imajı iyileştirmelerini sağlamış. “Sanırım, Almanlar patlama hakkında bizden daha fazla bilgiye sahiplerdi. Rusya’da bilgi yoktu. Medya yalan söylüyordu ve hükümet hiç bir tehlike olmadığını, herşeyin yolunda olduğunu söyleyip duruyordu. Greenpeace gibi kuruluşlar da yoktu ki bizi bilgilendirsin. Ama hatırlıyorum, örneğin, Moskova ve St.Petersburg, Beyaz Rusya’dan et almayı kesmişlerdi. Hatta ülke dışına yiyecek hiç birşey satamaz olmuştuk.” Şu andaki bilgisiyle geri dönüp baktığında nasıl hissettiğini soruyorum Sergej’e; “Ben kazadan sadece 1 ay sonra Minsk’e okumaya gittim. Tehlikeyle ilgili hiç bir bilgim yoktu. Ancak, şu anda sahip olduğum bilgiyle biliyorum ki, şimdi olsaydı oraya asla gitmezdim. Bilirsiniz, nükleer patlamaların etkisi hemen hissedilmez. O zamanlar herşey yolunda gibiydi. Ama o yıllarda tanıştığım insanların çoğu, artık yaşamıyor. Ya kanserden ya da başka hastalıklardan öldüler.” O dönemde yapılan bir başka projede ise, Beyaz Rusya’da patlamadan ençok etkilenen bölgelerden alınan okul çağındaki çocuklar yaz tatilinde Almanya’ya gönderiliyorlarmış. Alman doktorlar da bu çocuklar üzerinde incelemeler yapıyorlarmış. “Bir arkadaşım da bu proje kapsamında orada muayeneden geçmişti. Hükümetin iddialarına göre, en az zarar görmüş bölgelerden birinde yaşıyor olmasına rağmen, vücudunda aşırı oranda radyasyon bulundu. Yani gazeteler yalan söylüyordu. Hiç bir yer güvenli değildi, hiç bir yer!” diyor Sergej ve ekliyor, “İstatistiklere göre, Çernobil kazasından önce, Beyaz Rusya’daki çocukların % 80’i sağlıklıydı. Şimdi ise, bu oran % 20’lerde. Beni en çok rahatsız eden şey ise, savaş gemileri. Rusya’nın üzerinde nükleer reaktör bulunan 200 savaş gemisi var ve bu gemiler denizlerde öylece geziyor.”

Onlara son olarak, yalnızca 16 km. uzaklarında eski ve güvenlik bandı olmayan bir nükleer santral olduğunu bilip bilmediklerini soruyorum. Şaşırıyorlar, “Hayır bilmiyorduk” diyorlar. “O kadar yakın mı?”


Bunu Paylaş


  delicious  StumbleUpon Toolbar  digg  furl  google  Technorati  - Get Comments on this post via Email



Yorum Gönder





Beni hatırla?

(özelleştirmek için HTML etiketlerini kullanabilirsiniz)

SIK KULLANILANLARA EKLE!

Add to any service
Add to any service

Bu Giriş Hakkında

Bu sayfa, yayınlanan blogdan sadece bir giriş içermektedir. May 30, 2007 9:42 AM.

Bu blogdaki son gönderilen; Şirinler İklim Değişikliğine Karşı.

The next post in this blog is Metsamor Nükleer Santrali - Uzaklık: 16 km.

Tech Details


Powered by
Movable Type 3.33